Skip to content

3 Mayıs Türkçüler Gününüz Kutlu Olsun

image

Samsun Türk Ocağı tarafından 3 Mayıs Türkçüler Günü münasebetiyle milliyetçi kuruluşlarla birlikte Atatürk heykeline çelenk konuldu. Topluluk adına açıklama yapan şube başkanı Doç. Dr. Serkan Şen 3 Mayıs 1944’te yaşananlara değindikten sonra günümüzdeki ayrılıkçı etnik terörle ilişkin şunları ifade etti “Dost ve düşman bilsin ki Anadolu coğrafyası bin yıldan beri Türkiye yani (Türk Vatanı) olarak adlandırılır. Üstelik bu coğrafyaya bu adı biz değil düşmanlarımız vermişlerdir. Nedeni ise Anadolu’yu bir daha bırakmamacasına sahiplenen atalarımızın keskin iradesidir. Daha açık bir ifadeyle bu toprakları Türk yurdu yapan kılıç hakkıdır. Buradan Türkçüler olarak ilan ediyoruz. Bayrağını selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozabilen bu millet, vatanına göz dikenin mezarını da kazar. Manifaturacı dükkanlarından çaldıkları mankenlerin arkasından askere polise kurşun sıkan yüreksizlere Türk, vatan bırakmaz. Yüzü peçeli beli fistanlı militan bozuntularına terk edecek caddemiz yoktur. Asil kanlarımızla suladığımız bu topraklardan bedeli ne olursa olsun çekilmedik çekilmeyeceğiz.” Basın açıklamasının ardından topluluk önce şehitlik ziyaretinde bulundu. Ardından Samsun’da medfun Türk milliyetçiliğinin önemli isimlerinden Fethi Tevetoğlu’nun mezarında dualar okundu.

Fotoğraflar için tıklayınız…

Doç. Dr. Serkan ŞEN’in 3 Mayıs konuşma metni:

Türklüğüyle şeref duyan, bu şerefi bir ömür taşıyan muhterem dava arkadaşlarım. Siyasi partilerimizin ve sivil toplum örgütlerimizin değerli temsilcileri,

3 Mayıs Türk Milliyetçiliği fikriyatının dönüm noktalarından birisidir. 1944 dek his ve düşünce planında, edebî ve ilmî sınırlar dairesinde kalan Türkçülük, 1944 Mayıs’ının üçüncü gününde kitleleri arkasında sürükleyen bir hareket halini almıştır. Türkçülüğün söylemden eyleme dönüşmesinin ilk kıvılcımını 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara’daki birkaç bin adsız kahraman çakmıştır. Bu açıdan Türk milliyetçiliği tarihinde onların ayrı bir yeri vardır. Kendilerini rahmet ve minnetle anıyoruz.

Sovyetler Birliği’nin Almanlara karşı üstünlük sağlamaya başladığı 1942 yılının sonunda, dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Türk milliyetçilerine karşı hasmane tutumu tırmanışa geçmiştir. Başbuğ Atatürk’ün vefatının ardından onun izlerini silerek rüştünü ispatlama derdine düşen İnönü, kendisini “Bozkurt” olarak niteleyen Mustafa Kemal’in fikri mirasını reddederek işe başlamıştır. Türkçüler her fırsatta ezilirken komünistlerin önü alabildiğince açılmıştır. Bu şartlarda işin başa düştüğünü gören milliyetçiler devletin bekası için kaleme sarılırlar. 1944’te Nihal Atsız dönemin başvekili Şükrü Saraçoğlu’na iki açık mektup yazar. Kendisini Atatürk’ün izinde gösteren Saraçoğlu’na 1942’de TBMM’de yaptığı ve milli benliği esas alan konuşmaları hatırlatılır. Türklüğün geleceğini karartmaya, gençler yabancı ideolojilerin kucağına itmeye kimsenin hakkı olmadığını ihtar eder. Dönemin maarif vekili Hasan Ali Yücel’in duyarsızlıkları, ihanete varan uygulamaları peş peşe sıralanır. Sabahattin Ali gibi bir hainin nasıl kayırıldığı tek tek anlatılır. Haksız o günlerde de arsızdır. Sabahattin Ali, Nihal Atsız Bey’e iftira davası açar. Davanın 3 Mayıs 1944’ teki ikinci duruşmasının yapılacağı gün Türkçü gençler dalga dalga Ankara’da toplanırlar. Haksızlık karşısında susan dil olmayacaklarını haykırırlar. Bu haykırış dönemin idarecileri tarafından şiddetle cezalandırılır. Başta Nihal Atsız olmak üzere Alparslan Türkeş, Orhan Şaik GökyayHikmet Tanyu, Zeki Velidi ToganReha Oğuz Türkkan, Osman Yüksel Serdengeçti gibi mümtaz şahsiyetler tabutluklara atılıp işkencelerden geçirilirler. Ancak onları yıldıracağını zannedenler sadece Türkçülerin azmini bilemişlerdir. “O nedenle 3 Mayıs Türkçüler gününe bayram demek yanlış olur. Çünkü Türk Milliyetçiliği ülküsüne gönül verenlerin yıllarca süren büyük ıstırabı o gün başlamıştır. O güne bir matem de diyemeyiz. Çünkü çekilen onca sıkıntı bu kutlu davanın bendelerine büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denenmek, yahşı ile yamanı ayırmak fırsatını da sunmuştur.” Bu yönüyle 3 Mayıs Türk milliyetçilerinin çelikten iradelerine su verildiği tarihtir.

Kıymetli katılımcılar, aziz ülküdaşlarım,

1944’ten günümüze tam 72 sene geçmiştir. Bu aynı zamanda bir insan ömrü olup üç nesle karşılık gelir. Aradan geçen sürede dünya değişmiştir, Türkiye değişmiştir en önemlisi Türk insanı değişmiştir. Yalnız değişmeyen bir husus vardır. O da milletine aşık serdengeçtilerin fedakarlıklarıdır. 1944’te tabutlukları mesken tutanlar ile 1980’de taş medreselerde çile çekenler aynı sevdaya baş koymuşlardır. Akranları oyunda oynaşta iken “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye haykıran gençlerimiz de bu sevdaya müpteladırlar. Türklük öyle bir ateştir ki gönlüne düştüğü kimseyi bela ile sınamadan pişirip olgunlaştırmaz.

Milletler camiasında kendine has vakarıyla tanınan Türklerin Anadolu coğrafyasında beka sorunu ile karşı karşıya kaldığı günler yaşıyoruz. Dışarıdan ve içerden Türklüğe dönük saldırıların günden güne şiddetlendiğine şahit oluyoruz. İçerde Türk kavramı itibarsızlaştırılıp üç buçuk etnik güruhla aynı düzlemde değerlendirilmeye çalışılıyor. Dışarıda Ermeni meselesi dayatılarak ‘soykırımcı Türk’ algısı dünyaya kabul ettirilmek isteniyor. Öte yandan sözde ‘çözüm süreci’ boyunca şımartılan PKK terör örgütü, şehir ve mahallelerimizi işgale teşebbüs cüretini gösterip milli bütünlüğümüze aleni meydan okuyor. Gün geçmiyor ki Anadolu’nun arka sokaklarında, dağ köylerinde sıvasız ve boyasız evlere şehit haberi düşmesin. Milletçe her gün yüreğimiz dağlanıyor. Bu milletin gencecik fidanları ercesine toprağa düşüyor.

Muhterem gönüldaşlarım

Dost ve düşman bilsin ki Anadolu coğrafyası bin yıldan beri Türkiye yani ‘Türk vatanı’ olarak adlandırılır. Üstelik bu coğrafyaya bu adı bizler değil düşmanlarımız vermiştir. Nedeni ise Anadolu’yu bir daha bırakmamacasına sahiplenen atalarımızın keskin iradesidir. Daha açık bir ifadeyle bu toprakları Türk yurdu yapan kılıç hakkıdır. Buradan Türkçüler olarak ilan ediyoruz. Bayrağını selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozabilen milletimiz, vatanına göz dikenin mezarını da kazar. Manifaturacı dükkanından çaldıkları mankenlerin arkasından askere polise kurşun sıkan yüreksizlere Türk, vatan bırakmaz. Yüzü peçeli, beli fistanlı militan bozuntularına terk edecek caddemiz yoktur. Bebek katili yamakları boşuna heveslenmesinler.  Asil kanlarımızla suladığımız bu topraklardan bedeli ne olursa olsun çekilmedik çekilmeyeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle öksüz Türklüğünü dünyalara değişmeyenlerin günü kutlu olsun Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin.

Saygılarımla.

image

image

This Post Has 0 Comments

Bir yanıt yazın

Back To Top