TÜRK OCAĞI NERESİDİR?

Sahiplenme ve benimseme insan doğasının en temel hislerindendir. Mutasavvıflar ademoğlunun dünyayı sahiplenmesini yeryüzüyle aynı hammaddeden yani topraktan yaratılmasıyla açıklarlar. Psikologlara göre benimseme güdüsü insanın hayata tutunmasının ana faktörlerindendir. Bireyi toplum bağlamında değerlendiren sosyoloji ilmi, insanın başka fertleri sahiplenmesi ve benimsemesini onun sosyal bir varlık olarak tanımlanmasının ön şartı görür. Zira aidiyet şuuru bu süreçler sonucunda gerçekleşir. Toplumsal aidiyetin günümüzde ulaştığı en üst düzey millet birlikteliğidir. Millet mefhumu dil, din, tarih, coğrafya, ekonomi gibi pek çok belirleyici ile açıklanabilse de onu anlamlı kılan esas unsur paydaşlarında bıraktığı izlerdir. Başka bir deyişle milletin anlaşılması teorik tanımlamalardan öte millete aidiyet bilinci taşıyanların hallerinin tahlili ile mümkündür. İnsanoğlunun halleri tavır ve tarz şeklinde sınıflandırılabilir. Tavırlar duruma göre değişkenlik gösterirken tarzda devamlılık esastır. O nedenle bireylerin takınacağı tavırlar, karşı karşıya kalacağı durumların kurgulanması yoluyla yönlendirmeye açıktır. Sosyal mühendislik uygulamaları tavırları tarzlarının önüne geçen topluluklarda önemli dalgalanmalara yol açabilmiştir.
Türk medeniyetinin yükseliş dönemleri ele alındığında bir Türk tarzının varlığı tespit edilir. Zamana, zemine ve kişiye takılmadan toplumun bütün katmanlarını saran bu tarz bizim biz olarak kalmamızın temel mihveridir. Hislerimizin şekillendirdiği tavırlarımızın bilinçle yoğrulması neticesinde oluşmuştur. Onun için Türk’ü çağlar ötesine taşıyabilmiştir. Bugün milli varlığımızın en büyük sıkıntısı tavır bile denilemeyecek bir takım refleksler üzerinden açılan alanlarda kendisini ifade etmek durumunda oluşudur. Şehit cenazeleri, milli maçlar ya da dönemsel karşıtlıklar üzerinden bir milletin birlik şuurunu kuvvetli şekilde sürdürmesi imkânsızdır. Refleksten tavra oradan tarza erişemediği takdirde Türk’e tarih sahnesinden biçilen rol figüranlıktan öteye geçemeyecektir. Türk milliyetçileri ise mazi, hal ve ati mukayesesinde hüzne gark olan modern ağıtçılar olarak fikir hayatımızda kendilerine yer bulabileceklerdir.
Türk Ocakları milli tarzımızın ihya ve inşasına çabalayan, bu yolda asrı aşan fedakârlıkları göğüsleyip ecdadın bizlere bıraktığı mukaddes yükten hissesine düşeni omuzlayan bir fikir otağıdır. Türklüğü sahiplenme ve benimseme hislerinin ötesinde, bilinçle yaşama noktasına ulaştırma mücadelesinin adıdır. Millet cephesinde görülen aksak ve eksikliklerle oyalanmak yerine bulunduğu noktada dik duranların buluştuğu mevzidir. Kurt başlı sancağın gölgesinde toplanan Kürşad neslinin çağımızdaki gönül kışlasıdır. Kışlalar ise sefer vaktini gözleyenlerin hummalı hazırlıkları için vardır. Vesselam…

This Post Has 0 Comments