Skip to content

21. Yüzyılda Büyük Güçler ve Türkiye

Türk Ocakları Samsun Şubesince düzenlenen konferansta OMÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. İlhan AKSOY tarafından 21. Yüzyılda Büyük Güçler ve Türkiye konusu ele alındı. Konferansın açış konuşmasını yapan şube başkanı Prof. Dr. K. Tuncer ÇAĞLAYAN, “geçtiğimiz asırların önemli bir bölümü Türk Asrı olarak tarihe mal olmuştur. Son  iki asırdır Türk Milleti ve onun şahsında İslam dünyası bir bocalama ve yeniden toparlanma süreci yaşamaktadır. Büyük Türk coğrafyası uzun bir zamandan sonra ilk defa bağımsızdır. Bu gelişme Türk Milletini nereye taşır  veya taşıyabilir sorusuna Kıymetli Hocamız 21. Yy.da  Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin Hakim Devletler karşısında durumunun ne olabileceğine dair bizi aydınlatacaktır.” Dedi. Konferansa vermek üzere kürsüye davet edilen Doç. Dr. İlyas Aksoy aşağıda özet ekseninde görüşlerini Türk Ocaklılar ile paylaştı:

 “Takı mundın song sevinç taptılar. Kine künlerdin bir kün Ay Kagannung közleri yarıp bodadı. İrkek ogıl togırdı.”

                        – Oğuz Kağan Destanı’ndan…

“Sonra onun da çocukları oldu ve dünyanın her yerine, özellikle batısına doğru yayıldılar… Çoğalıp, güçlendiler, dünyanın birçok yerini kendilerine yurt edindiler”

 

            20. Yüzyılın düşünürlerinden George Modelski; Büyük güç kavramı ile alakalı önemli ir kuram geliştirdi. Böylece Küresel Güç tanımı yeniden dizayn edildi. Artık küresel güç olmanın yolu güçlü bir donanmaya sahip olmaktan. Okyanuslara ve sömürge hakimiyetinden geçiyordu. Bu nedenle Osmanlı bu tanımın içinde yer almamaktadır. Dominant Power (Başat güç ) karşısında Challanger (Meydan okuyucu) ortaya çıkıyordu. Bu süreç Portekiz sömürge imparatorluğunun kurulmasıyla başladı. Bu iki gücün çarpışması ikisine de yarar sağlamıp 3. Bir gücün ortaya çıkmasıyla sonuçlanıyordu, aşağıdaki gibi;

  • Portekiz X İspanya
  • Hollanda X Fransa
  • İngiltere X Almanya
  • ABD X Rusya
  • ÇİN X ?????

Çin’in karşısında yer alacak güç kim olmalıdır? Kesinlikle Türkler olmamalıdır. Planlardan vazgeçip büyük stratejiler geliştirerek bunları bir bir hayata geçirmeliyiz.

Türk Birliğinin Gerçekleşmesi İçin Neler Gereklidir?

—  Dil Birliği: TÜRKÇE;

Türkiye, kendi Türkçesi’ni diğer Türk ülkelerine sürekli olarak dayatmadan artık vazgeçmelidir. Tüm Türk topluluklarından oluşan bir bilim heyetinin çalışmaları doğrultusunda herkesin kabul edeceği ortak bir noktada buluşulmalıdır.

—  Ekonomik Birlik;

Türkiye’ye sağlayacak yarar ya da zararları hesaplanmayan, birçok kayba yol açacak olmasına rağmen, ısrarla peşinden koşulan AB sevdasından vazgeçilmelidir. Türkiye ve diğer Türk ülkelerine katkı sağlayacak oluşumlar üzerinde durulmalıdır. AB’ye üyelik sürecinde yapılan ve Türkiye’yi yüz milyarlarca Dolar zarara sokan Gümrük Birliği süreci yeniden gözden geçirilmelidir.

—  Kader Birliği;

Birbirlerinden ayrı düşen, dünyanın farklı coğrafyalarına saçılan Türk milletini sosyal ve kültürel açıdan bir araya getirecek çalışmalar yapılmalıdır. Ortadoğu ya da batıda ortaya çıkan her gelişmenin yakından takip edilmesine rağmen; kendi milletimizin yaşadığı sorunların görmezden gelinmesi, ya da bilinmemesi kahredici bir durumdur. Batılı strateji uzmanlarının dediği gibi: “Türkiye’nin ilgisini Türk Dünyası’ndan uzak tutup; gücünü Arap çöllerinde ve Avrupa’nın çıkmaz sokaklarında tüketmesini sağlayabilirsek, rahat nefes alabiliriz.” düşüncesi hayat bulmuş durumdadır.

Avrasya Birliği

Bu sürece diğer Türk dünyasının bakışı kısaca;

Kazakistan: Bu sürecin Mimarı ve Türkiyeyi bu sürece ortak etmeye çalışan bir devlettir.

Özbekistan: Geçmişe giden bir yol olarak görmüş. Bunu Türkistan bütünleşmesine karşı bir komplo olarak görmüştür.

Türkmenistan: Prematüre, gereksiz ve ayrılıkçı bulmuştur.

Rusya: Bu proje içinde Ruslarla aynı kaderi paylaşmış “Bozkır Halkları” vardır ama Türkiye yoktur. Bu birlikte Türkiyenin varlığı bütün slavları zor durumda bırakmaktadır. Sayısal üstünlükleri yokolmaktadır. Şu an Avrasya Birliğinde Slav oranı %80’dir. Türkiye’nin bu birliğe katılması sonucu bu oran % 54’lere inecektir. Diğer Türk Devletleri de buna katılırsa Slav oranı %45’lere düşecektir.

ABD: Avrasya Birliği Atlantikçiliğin tam bir karşıtı olmayabilir. ABD’nin küresel tehdit algılamaları açısından bakıldığında bu gelişme pasif olarak algılanabilir zira dış politikasına göre ÇİN’i dengelemek arzusu içindedir. Bu durum şu an sadece ABD’nin desteği ve Rusya’nın rızası durumunda gerçekleşebilecek uzak bir ihtimaldir.

Türk Birliğine Türk Dünyasının Bakışı

Özbekistan: “Türkistan Ortak Evimiz” ifadesini kullanmaktadır

Kazakistan; “Orta Asya Cumhuriyetleri Birliği” Önerilerinde bulundular

Avrupa birliği 1941’lerde ortaya atıldığında bu insanlara hayal gibi gelmekteydi. Harap olmuş bir Avrupa bugün birliğini oluşturmuştur. Aynı durum Türk dünyası için neden söz konusu olmasın. Türk dünyasının ciddi sorunları olmasına karşın bölgenin durumu 1941 Avrupa’sından daha iyi durumdadır ki; Şu an Avrupa Birliğinin durumu ortadadır.

Neden olmasın?

“Aslında kader bizi MİRASIMIZA doğru sürüklüyor”

Türk devletini büyür gibi gösterip küçülmenin temellerini atmak!

—  Türkiye büyümüyor, ölümcül şekilde obezleşiyor;

—  Tarihte Türk Milletinin büyümesi kendi devletinin projelerinin bir sonucu olmasıydı; halbuki bu proje Türk milletine ait değildir.

—  Büyüme hiçbir zaman egemenliğin paylaşımı sonucu olmamıştır. Olamaz.

—  Erbil-Şam hattı Türksüzleştirilerek doğu Türk dünyası ile irtibatımız koparılıyor. Doğu bloke ediliyor. Tampon devletler türetiliyor.

—  Türk kimliğine olan kinin bir yansıması; Türk medyası!

—  Türk Birliği veya Turancılık fikri, özellikle 1944 milliyetçilik ve Turancılık davasından sonra Türk dış politikasının tehlikeli bir seçeneği olarak görülmüştür.

Büyük bir ilgi ile izlenilen konferans sonunda Ocağımızın Bozkurt amblemli tabağımızı ve kupamızı takdim için eski şube başkanlarımızdan Av. Necati Bulutay ve üyelerimizden Samsun2. Noteri İbrahim Yaşar davet edildi.

Fotoğraflar için tıklayınız…

 

 

 

This Post Has 0 Comments

Bir yanıt yazın

Back To Top