Aklı İtibarsızlaştıran Din Yorumlarının Eleştirisi
Samsun Türk Ocağı tarafından düzenlenen ve ilim dünyasının seçkin isimlerini bir araya getiren konferanslar dizisi, çok önemli bir başlıkla devam etti. 18 Nisan’da gerçekleşen programda, İslam düşünce tarihinin yetkin isimlerinden Prof. Dr. Sönmez Kutlu, “Aklı İtibarsızlaştıran Din Yorumlarının Eleştirisi” başlıklı sunumuyla Türkiye’nin dini ve toplumsal tıkanıklıklarına dair analizlerde bulundu.
Program; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aziz şehitlerimiz ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerimiz ile öğretmenimizin manevi huzurunda gerçekleştirilen saygı duruşu ve ardından hep bir ağızdan okunan İstiklal Marşı ile başladı.
“Nerede Yanlış Yaptık?” Sorusuna Bilimsel Cevap
Konferansın açılışında söz alan Samsun Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan, aklın kullanımına karşı gelişen direncin artık bir toplumsal sorun haline geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Sönmez Kutlu ise ilahiyatçıların üzerine düşen büyük sorumluluğu hatırlatarak, doğru dini bilginin topluma ulaştırılamamasının sosyal krizlere zemin hazırladığını ifade etti.
İslam Dünyasını Kuşatan İki Çıkmaz: Selefilik ve Mistisizm
Prof. Dr. Kutlu, günümüz dindarlık algısının iki tehlikeli uç arasına sıkıştırıldığını belirterek şu tespitleri paylaştı:
• Mistik ve Gizemli Yol: Dini, “seçkin” bir zümrenin tekeline bırakan, bireysel iradeyi karizmatik liderlerin otoritesine teslim eden ve sorgulamayı dışlayan bir yapı.
• Selefi Yol: İslam’ı sadece şekle ve ilk üç asrın zahiri uygulamalarına hapseden, aklı devre dışı bırakarak metinleri yüzeysel okuyan ve ne yazık ki şiddete zemin hazırlayan bir anlayış.
Kutlu, her iki yolun da Türk milletinin kültürel dokusuyla ve İslam’ın ahlak merkezli özüyle bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koydu.
Türk’ün İrfan Yolu: Hanefi-Maturidi-Yesevi Çizgisi
İslam dünyasının yaşadığı bu bunalımdan kurtulması için “Üçüncü Bir Yol” öneren Prof. Dr. Sönmez Kutlu, bu yolun adresini tarihimizdeki köklü gelenekte buldu: Hanefi-Maturidi-Yesevi sacayağı. Bu perspektifin temel direklerini ise şöyle sıraladı:
• Aklın İade-i İtibarı: Kur’an-ı Kerim’de aklın çok defa zikredildiğini hatırlatan Kutlu, akıl yürütmemeyi “fıtrata karşı gelmek” olarak niteledi.
• Ahlak Öncüsü Yesevi: Ahmet Yesevi’nin bir tarikat kurucusundan ziyade bir ahlak abidesi olduğunu, aklı ise “Allah’ın insana bir nimeti” (kut) olarak gördüğünü belirtti.
• İrade Sahibi Birey: Toplumun bekasının, kendi kararlarını verebilen ve irade terbiyesini başarmış hür bireylerden geçtiğini vurguladı.
Sayılarla Değil, Üretimle Zikir: “Sosyal Zikir”
Dini pratiklerdeki samimiyetsizliği ve şekilciliği eleştiren Kutlu, ezber bozan bir kavram sundu: Sosyal Zikir. Allah’ı anmanın en güzel yolunun topluma fayda sağlamak ve “salih amel” işlemek olduğunu belirterek; “Asıl zikir üretici olmaktır, başkasına el uzatmaktır” dedi. Mevsim dışı yağmur duaları gibi mantık dışı uygulamaların dinin vakarına gölge düşürdüğüne dikkat çekti.
Kadın Onuru ve İnsani Duruş
Kadınların dindeki konumu üzerine üretilen hurafe ve yanlış rivayetlerin İslam’ın özüyle taban tabana zıt olduğunu belirten Prof. Dr. Kutlu; Hz. Ayşe’nin ilmi ve dik duruşunu örnek gösterdi. Ahmet Yesevi’nin “Kâfir dahi olsa incitme” düsturunu hatırlatarak, her şeyin başında insan onuruna saygının geldiğini ifade etti.
Netice: Topyekûn Bir Aydınlanma Şart
Konferansın sonunda Prof. Dr. Sönmez Kutlu, Türkiye’nin mezhepçilik ve din üzerinden büyük bir imtihandan geçtiğini hatırlatarak şu tarihi uyarıyı yaptı:
“Aklını kullanmayanlar ahlaklı olamaz. Peygamber, Kur’an ve mezhep algımızda topyekûn bir aydınlanmaya ihtiyacımız var.”
Milli ve ilmi bir şuurla takip edilen program, katılımcıların sorularının cevaplanması ve akıl-gönül birliğinin vurgulandığı samimi bir sohbet ile sona erdi.








This Post Has 0 Comments