Adanmışlık Ruhu

Samsun Türk Ocağı tarafından düzenlenen konferanslar dizisinin bahar dönemi açılış konferansı, 17/02/2018 tarihinde Samsun Öğretmen Evi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Dönemin ilk konuşmacısı “Adanmışlık Ruhu” başlıklı sunumuyla Türkiye İnisiyatif Hareketi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu oldu. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Şube Başkanı Doç. Dr. Serkan Şen konuşmasına Abdurrahim Karakoç’un “Adak” şiirinden alıntıladığı dörtlüklerle başladı. “Kurban gerekti mi gözler koça çevrilirmiş” diyen Şen, Türk Milliyetçilerinin Cumhuriyet Tarihinde, Türk fikir hayatında kuvveden, fiile geçme noktasında pek çok çabalar sarf ettiklerini, fedakarlıklarda bulunup, acılara gark olduklarını söyledi. Bu acılardan birinin üçünü sene-i devriyesinin olduğunu, 18 şubatta İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde Pkk’lı teröristlerce şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu rahmet ve minnetle andıklarını söyledi. “Bizim meselemiz önce biz olmak, sonra bir olmak. Bunun içinde, tarihi, fikri dinamiklerimizi idrak noktasında taşıyabilmek.” diye konuşan Şen, konuşmasının ardından sözü konuşmacıya tebdil ederek kürsüden ayrıldı.
Ağıralioğlu “Adanmışlık Ruhu” adlı konuşmasında, adanmışlığın içeriği ve niteliği üzerinde durdu. Gerçek bir “Adanmışlık Ruhu”nun devletin bekası adına büyük önem taşıdığını vurgularken “Çetin bir coğrafyada, çetin bir tarihin, çetin kıldığı bir milletin mensuplarıyız biz.” sözleri ile konuşmasına başladı. Türkiye coğrafyasında yaşamanın büyük bedeller ödenmekle mümkün olduğunu ifade ederken, hiçbir milletlin Anadolu coğrafyasında yaşayabilecek kadar büyük bedel ödeme kapasitesine sahip olmayışından dolayı, Anadolu’nun Türk milletine kaldığını söyledi. Artık ölenleriyle büyüklüğünü kanıtlamış bir millet olma görünüşünden çıkarak, yaşayanların da bu büyüklüğü gösterme gayretinde olmak zorunda olduğu bir milletin olmasını gerektiğini vurguladı.
“Adanmışlık Ruhu”nun Peygamberlerde ve onların etrafındakilerde adanmışlıkta, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in etrafında ki mukaddes ashabından kendini gösterdiğini, kurtuluş savaşı zamanlarında, sonrasında ülkücü harekette, memleketin Türklüğün zor zamanlarında bırakıldığında kendini belli başlı isimlerle gösterdiğini ifade etti. “Hamaset yükünün, bu toprakları taşıyamayacağı kadar ağırlaştırdığını bilerek konuşmalıyız.” Tespitinden sonra şöyle dedi: “Aslında adanmışlık ruhu dediğimiz iş, Hakka hakikate ram olmuş bir milletin, Hak’tan başka hiç kimsenin hatırını saymaz bir cüretin, Hakk’ın huzurundan başka hiçbir yerde eğilmez bir cesaretin, Hak’tan başka hiçbir duyguya esir olmaz bir esaretin iradesiyle yürümek zorunluluğudur. Şehit olan çocuklarımızın bize vasiyet gibi bıraktıkları cümleler, aslında hangi duyguyla bir millet olduğumuzun alameti olan cümlelerdir. Ama ölenlerimizin büyüklüğü eskiden ait olduğumuz büyüklüğün nişanelerinden sadece bir tanesidir. Ölenlerimizin büyüklüğüne denk yaşayanlarımızın büyüklüğü lazımdır, maalesef ondan haber yoktur…Adanmışlık Ruhu temayüz etmiş bir şahsiyet ister. Bu temayüz etmiş şahsiyetin alameti farikası dostuna dediğinden değil, hasmına dediğinden belli olur.” diye konuştu. Anadolu coğrafyasında Türk’ün tutunabilir olmasının, sarsılmaz bir ahlak, satın alınamayacak ölçüde büyük bir cesaret ve siyasi bir şuur ile bunları oluşturabilecek güçlü bir kadro ile mümkün olacağını ifade etti. “Diriliş” kadrosu olarak nitelendirdiği bu kadronun içinde ise; hak duygusunu yitirmemiş bir topluma ve tenkitlerinde izan duygusunu yitirmeyen kişilere iş düştüğünü belirtti. Konuşmanın sonunda Ağıralioğlu’na Türk Ocağı anmalıkları hemşerisi Prof. Dr. Celal Tuncer tarafından takdim edildi.



This Post Has 0 Comments