Skip to content

Türkiye’nin Güncel Nüfus Yapısı

Tunc1Samsun Türk Ocağı tarafından on beş günde bir düzenlenen konferansların yanında, Çarşamba akşamları 18.30-19.30 saatleri arasında tertiplenen, Baykara Meclisi Sohbetlerinin bu haftaki (21. 02. 2018) konuşmacısı Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi ( Samsun Aydınlar Ocağı Başkanı ) Doç. Dr. Taner Tunç oldu. “Türkiye’nin Güncel Nüfus Yapısı” konu başlıklı konuşmasında; nüfus demografisi ve nüfus politikalarına, nüfus piramitlerine, Türkiye nüfusunun temel özelliklerine, gelir adaletsizliğine, iş gücü verimliliğine, eğitim sistemi, demografik fırsat penceresi, konularına değinirken, son olarak, bunların sonuçlarını, bunlar üzerinde yapılabicekleri, önerilerini anlattı.

Türkiye’nin gizli gücü olan nufus yapısı ve “demografik” durumunu açıkladı. Türkiye’nin diğer dünya ülkeleri arasındaki konumunun nicelik ve niteliği üzerinde durdu. Dünya nüfusunun belirli aralıklarda ikiye katlandığını, söyledi. Türkiye nüfusunun ise Cumhurriyet Döneminden sonra kendini ikiye katladığını ifade etti. Nüfus politikalarından bahsederken, bu politikaların hangi durumlarda uygulamaya konulduğunu anlattı. Dünya nüfusu ve nüfus dağılımlarını anlatırken, nüfus dağılımlarını etkileyen belli başlı faktörler üzerinde durdu.   Hazırladığı görsel kaynakları, yansıtma araçları yardımı ile dinleyenlerle buluştururken, “bağımlılık oranı”nın ne anlama geldiğini nüfus piramitleri üzerinden açıkladı. Nüfus piramitleri ve özelliklerinden bahsederken, grafikler üzerinden pramitlerin şekillerindeki değişimlerin ne anlamlara geldiğini yorumladı. Nüfus piramitlerindeki değişimlerin, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile doğru orantıda olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin nüfus yapısında 2020’lerde belli başlı sorunların ortaya çıkacağını söyledi.  Nüfus “teorileri”nden bahsederken, bu teorilere göre Türkiye’nin 3. yada 4. nüfus evresinde olduğunu ifade etti. Türkiye’deki nüfus artış hızından, doğurganlık hızından, evlenme boşanma hızlarından ve bunların nüfus “demografiya”sına etkilerinden bahsetti. Köyden kente göç oranları ve kısaca nedenerine değindi. “Bağımlılık” oranını açıklarken bu oranın düşüş hızının Türkiye ekonomisinin lehine bir durum arz ettiğini ifade etti.

Dünya Bankası “PISA” verilerine göre Türkiye’nin diğer ülkeler arasındaki “bağımlılık” oranına değindi. “Medyan” yaşın ne anlama geldiğini anlatırken, Avrupa’nın “medyan” yaş oranı ile en yaşlı nüfusu bünyesinde barındırdığını ifade etti. İyi planlanmış bir ekonomi sisteminin kurulup çalıştırılması durumunda “ medyan” yaşın çok fazla bir öneminin olmadığını söyledi.

“Hane halkı” terimini açıklarken, Türkiye nüfus yapısını göstermekte, büyük önem taşıdığını belirterek, “hane halkı” sayımızın düştüğünü söyledi. Gelecekteki Türkiye nüfus artış oranlarını ifade etti. Türkiye gelir dağılımından ve gelirin adeletsiz dağılımı yüzünden ortaya çıkan ekonomik dengesizlikten bahsederken, “gelir adaletsizliği”nin kötüye gittiğini ifade etti.

Türkiye’nin yıllar içerisinde borç dağılımlarından bahsetti. Ve bu dağılıma göre, kamu borçlarının, özel sektör dış borçlarına oranla daha düşük olduğunu ifade etti. Yıllar arasında orantısal olarak iş gücü verimliliğinden bahsederek, 2016’nın iş gücü verimliliğinin sıralamasını grafiklerle açıkladı. 2016 yılında Türkiye’nin iş gücü verimliliği sıralamasında üçüncü sırada olduğunu, iş gücü verimliliğinde bir artış yaşanmasına rağmen, Türkiye’nin sıralamada düşüş yaşadığını söyledi. İş verimliliği noktasında ülkeler arasında öğretmen ücretlerine bakıldığında, en fazla ücret ödeyen ülkeler ve en düşük ücret ödeyen ülkelerin arsında büyük bir eşitsizliğin olduğunu vurguladı. “Eğitim meselemiz bizim olmazsa olmaz bir meselemiz. Ekonomik katkısı olan bir meseledir eğitim meselesi.. Eğitimi yüksek bir nüfusu arzuluyoruz.” diye konuştu ve eğitim sisteminin kalitesiz ve yetersiz olması konularına değinerek, eğitim noktasında Türkiye’nin kötü bir gidişat arz ettiğini kısaca ifade etti.Tunc

“Demografik fırsat penceresi”nin ne olduğunu açıklaryarak, demograflarca bu durumun “demografik armağan” diye nitelendirildiğine ve ülkeler tarihinde sadece bir defa gerçekleşen önemli bir süreç olduğuna değindi. Türkiye’de “demografik fırsat penceresi”nin 2010 yılından itibaren açıldığını ve 2041 yılına kadar devam edecek olan, nüfus artış hızının devam edeceği, uzun vadeli bir süreç olduğunu ifade etti. Sonuç ve öneriler kısmında ise şu şunları söyledi: “Nitelikli eğitim alabilen bir genç nüfus, çalışan nüfus arzuluyoruz. İleri yüksek teknoloji üretmenin birinci ayağı budur. Bütün ülkeler bu “demografik fırsat penceresin”ni yakalamışlar ve bu “demografik fırsat penceresi”ni yakaladıklarında öncelikle gözlemlediğim, eğitimlerini hale yola koymuşlardır. Sonra, ağır sanayi hamlesi yapmışlar, yüksek teknolojiyi üretmişler ve bu günkü geldikleri noktaya gelmişlerdir. Bu Orta Asya kaplanlarının durumu bu olmuştur. Yani Kore, Japonya. Bu atılım hamlesi “demografik fırsat penceresi”nin değerlendirilmesineden kaynaklanıyor. Eğer değerlendiremez isek, işsizlik alır başını gider. Sosyal patlama denilen şey değersizleşir. Dolayısıyla biz bu memleketin sevdalı insanları olarak, bakış açımız, eğitimle bu memleketin düzeltilmesidir. Eğitim içinde erk gerekiyor, erkde inşallah Allah bize nasip eder.” sözleri ile sohbetini sonlandıran Tunç’a Şube Başkanı Serkan Şen Ocak anmalığını takdim etti. Konuşmacıdan bir Ocak geleneği olduğu üzre, anmalığın üzerindeki yazıyı okuması istendi: “Yüksel Ey Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur.” sözü ile program sona erdirildi.

This Post Has 0 Comments

Bir yanıt yazın

Back To Top