Skip to content

İnsanlık Tarihinin En Büyük Dönüşümü: YAPAY ZEKA

Samsun Türk Ocağı’nda Yapay Zeka Konferansı: “İnsanlık Tarihinin En Büyük Dönüşümü” Tartışıldı

10 Mayıs 2025 tarihinde Samsun Türk Ocağı’nda düzenlenen “İnsanlık Tarihinin En Büyük Dönüşümü: Yapay Zeka” başlıklı konferansta, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Çetin Elmas, yapay zekanın insanlık üzerindeki etkilerini, teknolojik gelişmelerin seyrini ve geleceğin olası dönüşümlerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.

Konferansın açılışında konuşan Samsun Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan, yapay zekanın sadece teknik değil, aynı zamanda kültürel, toplumsal ve ahlaki boyutlarıyla da dikkate alınması gereken büyük bir mesele olduğunu vurguladı. Türk milliyetçileri olarak bu teknolojiyi doğru anlamanın ve onu milletin hayrına kullanmanın önemine dikkat çeken Tufan, “Bu çağın eşiğindeyiz; ama bu eşiği geçerken değerlerimizi unutmadan yürümeliyiz” dedi.

Konuşmasına yapay zekanın kendi akademik serüveninde uzun yıllardır merkezde olduğunu belirterek başlayan Prof. Dr. Çetin Elmas, ilk yapay zeka makalesini 1994 yılında yayımladığını ve bu alanda 30 yılı aşkın bir deneyime sahip olduğunu ifade etti. “Gelecek geldi” sözleriyle teknolojinin artık hayatın her alanında var olduğunu söyleyen Elmas, yapay zekanın artık yalnızca bilim kurgu konusu olmaktan çıktığını belirtti.

İnsanlık tarihindeki teknolojik gelişmelerin hızına değinen Elmas, güneş saatinden mekanik saate binlerce yıl süren geçişin bugün saniyelere indiğini, yapay zekanın bu baş döndürücü hızın bir ürünü olduğunu anlattı. Üzengiden uçağa, uçuştan aya inmeye kadar geçen sürenin bile yapay zekanın gelişimi yanında yavaş kaldığını söyledi.

Elmas, yapay zekanın tarihsel gelişimini aktarırken; 1943’te yapay sinir ağlarının temellerinin atıldığını, 1950’de Alan Turing’in Turing Testi’ni ortaya koyduğunu, 1959’da Adaline/Madaline gibi ilk yapay zeka sistemlerinin geliştirildiğini ve 1980’lerde John Hopfield’ın katkılarıyla alanın ivme kazandığını dile getirdi. Türkiye’de bu alana öncülük eden akademisyenlerden biri olduğunu belirterek, birçok uzmanın kendi öğrencileri aracılığıyla yetiştiğini gururla paylaştı.

2000’li yılların sonlarından itibaren “derin öğrenme” kavramının öne çıktığını, 2014 sonrası üretken yapay zekayla (generative AI) yeni bir döneme girildiğini belirtti. 2017’de geliştirilen Transformer modelleri ve 2020’li yıllarda herkesin hayatına giren büyük dil modelleri sayesinde yapay zekanın metin, görsel ve ses üretiminde devrim yarattığını ifade etti.

Yapay zekayı üç evrede değerlendiren Elmas; dar yapay zekadan, üretken yapay zekaya, oradan da yapay genel zekâ (AGI) ve yapay süper zekâya (ASI) giden süreci özetledi. AGI’nin birkaç yıl, ASI’nin ise 20-40 yıl içinde mümkün olabileceği yönündeki tahminlerin artık çok daha kısa vadeli yapıldığını belirtti.

Yapay zekanın meslekler üzerindeki etkilerine de değinen Elmas, birçok geleneksel mesleğin yok olacağını, yerlerine “yeşil yakalı” olarak adlandırılan yeni uzmanlık alanlarının geleceğini söyledi. Avukatlık gibi mesleklerin büyük ölçüde yapay zekaya devredilebileceğini, ancak hâkimlik ve savcılık gibi karar verme yetisi gerektiren görevlerde insan faktörünün hâlâ belirleyici olacağını ifade etti.

Elmas, etik ve hukuki meseleleri de gündeme getirerek, yapay zekanın önyargıları devralma riski taşıdığını, “elektronik kişilik” ve cezai sorumluluk gibi konuların daha çok tartışılacağını vurguladı. Sağlıkta yapay zekayla teşhis ve tedavinin kişiselleşeceğini, eğitimde dil engelinin ortadan kalkacağını ve tarımda robotların kullanılacağını ifade etti.

Konuşmasının sonunda, Türk Ocağı’nın kendi kişisel gelişimindeki önemine değinen Elmas, ocakların kültürel ve entelektüel birikim açısından gençlere büyük katkılar sunduğunu belirtti. Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

This Post Has 0 Comments

Bir yanıt yazın

Back To Top