Skip to content

İsmail Gaspıralı’nın İlham Kaynakları ve Uygulamaları

Türk Ocakları Samsun Şubesi ölümünün yüzüncü yılı münasebetiyle İsmail Gaspıralı’ı anma konferansı düzenledi.

Konferansın açılış konuşmasını yapan şube başkanı Prof. Dr. K.Tuncer Çağlayan; Gaspıralı fikirleriyle Türk Milletine önderlik etmiş geniş coğrafyada yaşayan Türkler arasında “Dilde, Fikirde,İşte Birlik” düşüncesini uygulamaya dökmüş büyük bir mütefekkirdi. Onun düşünceleri bugün gerçekleşmektedir. Kırımdan doğan ve bütün Türk Dünyasına yayılan İsmail Gaspıralı’nın fikirleri Balkanlardan Doğu Türkistan’a meyvelerini vermiştir. Türk ve İslâm dünyasın eğitim ile ayağa kalkabileceğini vurgulayan Gaspıralı merhumun dediği gibi Türk Ocakları olarak eğitim amaçlı konferanslarla milletimize hizmet etmeye çalışıyoruz. Kendisine ölümünün 100üncü yılında bir kez daha rahmetler diliyor, şükranla anıyoruz.

Konfernası sunmak üzere kürsüye davet edilen Doç. Dr. Fahri Temizyürek konuşmasını şu şekilde gerçekleştirdi.

19.yy Türk ve İslâm dünyasının en sıkıntılı ve ıstıraplı dönemidir.   Yeryüzünde Osmanlının dışında bağımsız bir Türk ve Müslüman devlet bulunmamaktadır. Bir yandan İngiltere ve Fransa Asya ve Afrikadaki İslâm coğrafyasının tamamını sömürge haline getirirken, diğer yandan Rusya yayılma politikasını başarıyla sürdürmektedir. Bu devirde Osmanlı Devletinin de geleceği karanlık görünüyordu. Türk Dünyası, Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında, hemen her alanda oldukça geri durumdaydı.   

Böyle bir ortamda 20 Mart 1851’de Bahçesaray’da dünyaya geldi. İlköğrenimini Bahçesaray’da Tatar mektebi ve Rus okulunda tamamladıktan sonra, önce Voroney’deki Harp Okulu, ardından Moskova’daki Milyuttun Jimnazyumunda okudu. Rus olmadığı için maruz kaldığı ayrımcı muameleler O’nu derinden etkiledi. Genç İsmail’de milli şuurun uyanmasına, kimliğini fark etmesine yol açtı.

Gaspıralı 27 yaşında Belediye Başkanı oldu. Müslüman halkın genel bilgi ve kültür seviyesinin düşük olması,  nitelikle, yetişmiş, dünyayı bilip tanıyan bir aydın tabakasının bulunmayışı sadece Rusya’daki Müslümanların değil, bütün Türk ve İslâm dünyasının ortak sorunuydu. Tabii bu durum işini zorlaştırıyordu.  


Öncelikle fikirlerini,  geniş kitlelere duyurmak için bir gazete çıkarmaya karar verdi. Uzun ve meşakkatli bir uğraş sonucu zamanla bütün Türklerin ayaklı kütüphanesi olan Tercüman- Ahval gazetesini çıkardı. Yaklaşık 33 yıl yayın hayatını devam ettiren bu gazete vasıtasıyla bütün Türk ve islam alemini ilme, irfana, eğitime, dünyadaki gelişmelere  ayak uydurmaya çağırdı.


Dilde, fikirde, işte birlik sloganı İsmail Bey Gaspıralı’nın gençliğinden itibaren yürüttüğü mücadelenin, çizgisinin, mefkûresinin  en  veciz anlatımıdır. Bunu çıkarmakta olduğu Tercüman   gazetesinin başlığına yerleştirmesi, gelecek nesillere sunulan anlamlı bir mesaj, milli bir vasiyettir.  

Sadece Kırım Türklerinin değil, bütün Türk ve İslâm âleminin uyanıp ayağa kalkması en büyük arzusuydu. Gazetede Türk ve İslâm dünyasının her tarafından verilen haberlerin yanı sıra, dünyadaki ilmî ve teknik gelişmelerle ilgili bilgiler de yer alıyordu.  Zamanla Tercümanın baskısı 15-20 binlerin üzerine çıktı. Bütün Türk bölgelerinde okunduğu gibi İstanbul’da da binlerce okuyucusu vardı. 

Osmanlı maarifçisi Selim Sabit Efendinin Süleymaniye’de taş mektepte uygulamaya koyduğu usul-i cedit mektepleri Gaspıralı İsmail Beyin Bahçesaray’da açtığı cedit mektebe örnek oldu. İlk örneklerini Bahçesaray’da gördüğümüz cedit mektepler zamanla bütün Türk dünyasına yayıldı. Binlerce Türkün öncelikle okuma yazma öğrenmesini sağladı. Bu durum milli kimliğin oluşmasında önemli bir rol oynadı.

İsmail Bey, hem Doğuyu hem de Batı’yı tetkik etme imkanı bulmuş gerçek bir aydındı. Son derece gerçekçiydi. Ortak bir yazı dili oluşturulması, Onun en büyük hedefleri arasında yer alıyordu. Konuyu bugünden hareketle ele aldığımızda ne derece ufuk sahibi bir aydın olduğunu daha iyi anlarız. Maalesef devrinde konu hakkındaki görüşleri tam olarak anlaşılamadı, bugün de bir kısım insanımız halen onu anlamaktan çok uzaklar.

Gayesi İdil Türklerini, Özbekleri, Kırgız ve Kazakları, Oğuz lehçesiyle konuşan Türkmenlerle, Azerbaycanlılarla, Kırımlı Tatarlar ve Osmanlı Türkleriyle ortak bir dil etrafında buluşturup anlaşmalarını sağlamaktı.

Ancak, Çarlık Rusyası’nda da mahalli şivelerden ve hatta ağızlardan ayrı bir edebi dil, Türk boylarının her birinden de ayrı bir millet yaratma çabaları, Rus devletinin asli politikasıydı.  Bir de insanımızın mahalli asabiyelerini bir kenara bırakmamaları, Türk illerinde başlayan mahalli karakterli milli kültür hareketleri, genellikle ortak Türk kimliği üzerinden gelişmediğinden kendi bölgeleriyle sınırlı kaldılar.

Gaspıralı, bu dar milletçilik anlayışından çok rahatsız oldu. Çünkü bu bakış açısı Türklerin milli birlik idealini engelliyordu. Bir yazısında;  Rusya’ya tabi bulunan Türklere Tatar lakabı verilmiş ise de bu isnattır, hatadır. Rusların Tatar, Buharalıların Nogay tesmiye ettikleri halklar hakikati halde Türk’tür diyordu.

İsmail Bey Gaspıralı bütün zamanını bıkıp usanmadan, zorluklara, çıkarılan engellere aldırmadan faaliyetlerini sürdürdü. Çalışmaları Rusya geneline, Türk ve Müslümanların yaşadığı bölgelere yayıldıkça bazen çok anlamsız tepkilerle karşılaştığı gibi hak ettiği iltifatı da dile getirenler az değildi.  Dönemin aydınlarından Rıza Fahreddin  bir  eserinde Gaspralı’yı şöyle anlatır: Ana dilimizin bugün de selamette olan en büyük hâdimini göstermek lazım olsa, şüphe yoktur bu zat Tercüman muhabiri İsmail Bey Gasprinski’dir. Herkesin anlayacağı tarzda açık ifadeli ve ruhlu olan kısa cümleler, güzel edebi tabirler usulünü ilk defa bu zat ortaya koymuştur. Türk dilinin birinci ıslahatçısı Ali Şir Nevâi ise ikincisi hiç şüphesiz İsmail Bey’dir.

Gaspıralı’nın en büyük arzularından biri de  Dünya Müslümanları Kongresi adıyla bir toplantı düzenlemekti. Gaspıralı bu toplantının yapılması için yıllarca çalıştı.  Öyle ki toplantı tarihini bile belirlemişti. Lakin karşılaştığı engeller nedeniyle Dünya Müslümanlar Kongresi yapılamadı.

Günümüzde  Gaspıralı İsmail Beyin fikir ve ideallerinin hala yeterince anlaşılamamış olması birtakım sıkıntıları da yaşamamıza sebep olmaktadır.  Türk dünyasında Gaspıralı İsmail Beyi bütün yönleri ile (eğitimci, gazeteci, politikacı, halkçı,  vb.) ortaya koyan bir çalışma ortaya konmamıştır.    

Gaspıralı’nın dilde birlik davası, onun ölümüne kadar ulaşmaya çalıştığı gayelerden biri oldu. O öldüğü zaman bu gayeye ulaşılamamıştı. Ancak onun bu fikri, şüphe yok ki hem Rusya Türkleri arasında, hem de diğer Türk yurtlarında çok büyük  kabul gördü. Bugün Türkler arasında bir dil birliği oluşturulması amacıyla ciddi çalışmalar yapılmaktadır.  1990’da bağımsızlığına kavuşan Türk cumhuriyetlerinde ortak edebî dil oluşturma çabaları,  bilim adamları önderliğinde, özellikle de Türk Dil Kurumunun gayretleriyle yeniden başlatılmıştır.  1911’den itibaren Tercüman’ın başlığının altında yer alan meşhur, “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” sözü, bugün de geleceğimizi aydınlatan bir meşale gibidir.

Gaspıralı’yı, ölümünün 100. yılında bir defa daha hatırlamak, şüphesiz ki bir vefa borcudur. Onun açtığı çığır,  ilme verdiği önem, ısrarla vurguladığı birlik şuuru Türk ve İslam dünyasının en büyük eksikliğidir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. 

 

 Konferans sonunda Türk Ocağının Plaketini Şube Başkanı Prof. Dr. K.Tuncer Çağlayan ve Gençlik Kolu Sorumlusu Arş.Gör. M.Emre Çelik  birlikte takdim ettiler.

Fotoğraflar için tıklayınız…

This Post Has 0 Comments

Bir yanıt yazın

Back To Top